Bipolar Bozukluk

Bipolar Bozukluk:

İki uçlu bozukluk veya manik – depresif hastalık olarak da bilinir. Toplumdaki yaklaşık her 50 kişiden birisinde görülmektedir.

Herkes belirli durum ya da olaylar karşısında duygusal bir takım dalgalanmalar yaşar. Bu duygusal dalgalanmalar anlık ya da bir kaç günlük dalgalanmalar şeklinde olabilir. Bipolar bozukluğu olan kişiler ise bu dalgalanmaları daha uzun ve daha şiddetli olarak yaşarlar. Dalgalanmanın süresinin uzunluğu ve şiddeti bu durumun bir rahatsızlık olup olmadığı konusunda fikir verir. Dalgalanma çökkünlük yönünde ise tanıda depresyon, hareketlilik yönünde ise mani dönemi düşünülür. Bazı durumlarda hem depresyon hem de mani belirtileri bir arada bulunur ve bu döneme karma dönem adı verilir.

Bipolar bozukluğun tek bir nedeni bulunmamaktadır: Bir çok hastada birden fazla nedenle bipolar rahatsızlık gelişmektedir. Kalıtımsal yatkınlık (soyaçekim) çocukluk çağında yaşanan olumsuz olaylarla birlikte bipolar bozukluğa zemin hazırlamaktadır. Ergenlik ya da genç erişkinlik döneminde yaşanan stres verici olaylar veya yoğun alkol-uyuşturucu madde kullanımı bipolar bozukluğun başlaması için tetiği çekmektedir. Bu nedenlerle bipolar bozukluğu bulunan kişilerin alkol ve uyuşturucu madde kullanımından uzak durmaları büyük önem taşımaktadır.

Bipolar bozukluğu olan kişilerin hayatlarını belirli bir düzen içinde devam ettirmeleri önerilmektedir. Bunun nedeni bu hastaların günlük işleyişlerindeki kaymaların hastalığı tetikleme olasılığıdır. Yatma ve uyanma saatleri, yemek öğünleri, ilaç saatleri, işe veya okula gitme saatlerinin belirli bir düzen içinde olmasının (sosyal ritm) bipolar bozukluk için koruyucu olduğu düşünülmektedir. Benzer şekilde duygusal açıdan aşırı yüklü olaylar da rahatsızlık dönemini tetikleyebileceğinden bu kişilerin hayatlarında keskin değişikliklerden kaçınmaları önerilmektedir.

Bipolar bozukluğun tedavisinde altın standart olarak kullanılan tedavi lityumdur. Lityum normalde insan vücudunda saptanamayacak kadar düşük düzeylerde bulunur; dolayısı ile “lityum eksikliği” diye bir şey söz konusu değildir. Lityum, depresyonda ve bipolar bozuklukta yaygın olarak kullanılan bir ilaçtır ve yeni atakların ortaya çıkmasını engelleyebilmektedir. Her ilaç gibi lityumun da etkili olabilmesi için belirli bir kan düzeyinde olması gereklidir, bunun için de lityum kan seviyesinin düzenli olarak ölçülmesi gereklidir. Gereken kan düzeyinin altında kalması durumunda ilaç etkisiz kalmakta ve hasta gereksiz yere ilaç kullanmaktadır. Lityum kan düzeyinin çok yüksek olması durumunda ise bulantı-kusma-ishal ve titreme ile başlayan ve giderek ağırlaşan bir zehirlenme durumu gelişmektedir.

Hayat kurtarıcı bir tedavi olan lityumun uzun süre kullanılması gereklidir; fakat bu uzun kullanım belirli riskler taşımaktadır. Uzun süre lityum kullanan hastalarda tiroid bezinin çalışmasında bozulma sonucu guatr, böbreklerin çalışmasındaki aksama sonucu çok idrara çıkma gelişebilmektedir. Bu nedenle lityum kullanan hastaların tiroid hormonları ve böbrek işleyişi düzenli olarak takip edilmektedir.