Latest Posts
5 years, 11 months ago Posted in: Bilgilendirme, son yazılar 0
Obsesif Kompulsif Bozukluk

Obsesif kompulsif bozukluk takıntı hastalığı olarak da bilinir. her 10 kişiden dokuzunda obsesyon olarak tanımlanan düşünceler bulunmaktadır. Buna karşılık her 100 kişiden ancak birinde bu durum bir rahatsızlık haline gelir.

Obsesyon nedir?

Obsesyonun Türkçe’deki karşılığı saplantıdır. Saplantılar kişiye çoğu kez saçma görünür ve rahatsızlık vericidir. Bu nedenle kişi bu düşünceleri zihninden uzaklaştırmaya çalışır. Ancak, bu düşünceler kişinin aklına kendiliğinden gelmektedir ve kişi bu düşünceleri zihninden atmaya çalıştıkça bu düşünceler güçlenir, daha dirençli hale gelir. Psikiyatri dili ile saplantı kısaca şöyle tanımlanabilir: Kişiye saçma gelen ve rahatsızlık veren (benliğe yabancı), kişinin aklına kendiliğinden ve zorlayıcı bir biçimde gelen (intruzif), bilinçli çabayla uzaklaştırılamayan tekrarlayıcı düşüncelerdir. En sık görülen obsesyon türleri kirlenme – mikrop kapma – hastalık bulaşması veya bulaştırma, şüpheye düşme (ışıkları söndürdüm mü, ütünün fişini çektim mi?), düzen – simetri – sıra (renk, boy veya harf sırasına göre), saldırganlık (çocuğuma zarar verir miyim?) ve cinsel (acaba ben eşcinsel miyim?) içerikli olanlardır.

Kompulsiyon nedir?

Kompulsiyonun Türkçe’deki karşılığı zorlantıdır. Zorlantılar,  saplantılı düşünceye karşılık kendini rahatlatma çabası olarak özetlenebilir. Kişi saplantılı bir düşünceden rahatsızlık duyduğunda bu düşünceyi etkisiz kılmak için yapılan eylemlerdir. Obsesyon örneklerine göre karşılıkları şu şekilde olabilir: kirlenme – mikrop kapma – hastalık bulaşması veya bulaştırmaya karşılık temizlenme (dakikalarca el yıkama) veya kaçınma (kapı kollarına veya paraya dokunmama); şüpheye düşmeye karşılık kontrol etme (tekrar tekrar eve dönüp ışıkları veya kapı kilidini kontrol etme); düzen – simetri – sıra saplantılarına karşılık düzenleme veya sıraya koyma; saldırganlık ve cinsel içerikli obsesyonlara karşılık zihinsel analiz (ben öyle şey yapmam, çocuğumu çok seviyorum, erkek olduğuma eminim vb.). Bu örnekler kişiden kişiye çok büyük farklılıklar göstermektedir. Başka bir deyişle “obsesyonun hayal gücü sınırsızdır”.

 


5 years, 11 months ago Posted in: Hizmetler 0
Anksiyete bozukluğu

Endişe veya kaygı olarak tanımlanan anksiyete günlük hayatın bir parçasıdır. Kaygı insanın hayatta kalması ve başarılı olması için gereklidir. Ancak kaygı, yüksek düzeylere ulaşırsa kişinin başarısını etkileyecek, hatta hiç bir şey yapamaz hale getirecektir. Örneğin bir öğrenci yaklaşan sınavı için bir sıkıntı duymuyorsa ders çalışmayacaktır. Ders çalışmayan bu öğrencinin başarısı düşecektir. Buna karşılık sınav için bir miktar kaygı duyan öğrenci ders çalışmak için gereken sorumluluğu hissedecektir. Ders çalışan bu öğrencinin başarısı, hissettiği bir miktar kaygı ve sorumluluk sayesinde daha yüksek olacaktır. Eğer öğrenci yaklaşan sınav ile ilgili aşırı kaygılanırsa ders çalışamaz hale gelecek ve eli ayağına dolanacaktır. Aşırı kaygılı olan bu öğrencinin ders başarısı düşecektir.

Kaygının aşırı boyutlara ulaştığı ve kişinin iş yapamaz hale geldiği durumlarda sıkıntı çok büyüktür. Bu tür durumlar psikiyatride anksiyete bozukluğu olarak ele alınır. Başlıca kaygı bozuklukları:

  • Panik atakları- panik bozukluğu
  • Yaygın anksiyete bozukluğu- yaygın endişe
  • Sosyal fobi- sosyal anksiyete
  • Obsesif kompulsif bozukluk- takıntı, saplantı, zorlantı bozukluğu
  • Travma sonrası stres bozukluğu

Tüm bu rahatsızlıklarda kişinin düşünce şeklinin değişmesi gereklidir. Kişinin düşünceleri değişmeden yapılacak ilaç veya benzeri müdahaleler geçici rahatlama sağlayacaktır. bu rahatsızlıklarda düşünce değişikliğini sağlayan ve etkisi kanıtlanmış tek tedavi yöntemi bilişsel davranışçı terapilerdir.


5 years, 11 months ago Posted in: Hizmetler 0
Bilişsel Davranışçı Terapi

Danışanın aktif olarak katıldığı ve kendi kendisinin terapisti olmasının hedeflendiği bir eğitim olarak düşünülebilir. Danışan, terapisti ile birlikte sorununu tanımlar ve birlikte belirlenen ödevlerle sorunuyla nasıl başa çıkacağını öğrenir. Hafif ve orta şiddetteki depresyonların tedavisinde tek başına bile kullanılabileceği kabul edilmektedir. Obsesif kompulsif bozukluk, panik bozukluğu, yaygın anksiyete bozukluğu gibi rahatsızlıklarda ise tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır. Anksiyete bozuklukları olarak tanımlanan bu grup hastalığın tedavisinde bilişsel davranışçı tedavilerin uygulanmaması durumunda rahatsızlığın çok kez tekrarladığı veya tam olarak düzelmediği bilinmektedir.